8 Şubat 2024 Perşembe

****KARAMÜRSEL’Lİ CELAL HOCA’DAN BİR HATIRA Süleyman Efendi Hazretlerinin talebe arkadaşı olan Fatih Medresesi Müderrislerinden Karamürsel Çamçukur köyünden Celal Hoca, Karamürsel’li ders arkadaşım hafız Mehmet Sarıçam’a bir hatırasını şöyle anlatmış: “Medreseler kapatıldıktan sonra bütün Müderrisler boşta kalmıştı. Sonra Fatih camiine imam tayin edildim. Aldığımız maaş, ihtiyaçlarımızı karşılamadığından, zamanla bir taraftan da inşaat Müteahhitliği yapmaya başladım. Sonra orada işlerim iyi gidince, imamlıktan istifa edip sadece inşaatla meşgul olmaya başladım. İmamlık yaparken, Medrese arkadaşım Süleyman Efendi ile hep görüşüyorduk. Ama, imamlıktan ayrılınca uzun zaman kendisi ile görüşemedik. Sonra bir gün, Fatih camii avlusunda karşılaştık. Hâl hatırdan sonra Süleyman Efendi bana sordu: -Uzun zamandır görüşemedik, neler yapıyorsun, ne işle meşgulsün Celal Hoca? Dedi. Ben de kendisine: -Evvelce malum, Fatih Camiinden imamlık yapıyordum. O esnada inşaat Müteahhitliğine başlayıp, ikisini birden yürütmeğe çalıştım. Ama, bazen cemaate yetişmek zor oluyordu. Onun için imamlıktan istifa edip ayrıldım. Şimdi Müteahhitliğe devam ediyorum” dedim. Bunun üzerine Süleyman efendi bir anda celâllendi: -Celâl efendi!.. O Mihrâbı kime teslim ettin? Ümmet’i Muhammed’in evlatlarına bu Din’i, sen öğretmezsen kim öğretecek?.. Yarın Allaha, nasıl hesap vereceksin? dedi. -Bir anda öyle korktum, öyle etkilendim ki anlatamam.. Süleyman Efendi’nin bu sözleri karşısında, cevap verecek kelime bulamadım. Derin düşüncelere daldım. Sonra mahzun ve buruk bir kucaklaşma ile ayrıldık. O gece hiç uyuyamadım. Düşündüm, hep düşündüm. Sabah olunca, hemen Fatih müftülüğüne gittim ve tekrar imam olmak için dilekçe verdim. Bu defa beni Hırka’ı Şerif Camii imamlığına tayin ettiler. İnşaatçılığı bıraktım ve on yedi sene daha orada imamlık yaptım. Süleyman Efendi’nin bu ikazından sonra, camide ve çevresinde, genç ihtiyar kim gelirse, bütün insanlara Kur’an okutmağa ve zaruriyat’ı Diniyye’yi öğretmeğe çalıştım. Sonra yaşlanınca emekli ettiler ve Karamürsel’e köyüme döndüm ve burada cami cemaatine fahriyyen va’z etmeye devam ettim” Celal hoca, sonra elini, Mehmet Sarıçam’ın omuzuna koyarak, şöyle devam etmiş: “Mehmet efendi oğlum!. Medresede beraber okuduğumuz Süleyman Efendi, büyük bir ilim adamı olduğu gibi, bambaşka bir maneviyat insanı idi. Tasarruf sahibi idi. O, diğer arkadaşlarımıza hiç benzemezdi. Onun sözleri, dinleyenleri sanki eritirdi. İşte bir ara ben, dünyaya dalıp gitmiş iken, o’nun irşâdı ile silkelendim. Felaketten döndüm ve yeniden kendime geldim!” (Alıntıdır)


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder