Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Ramazân-ı şerîf ayının son on gününde mescitte îtikâfta iken muhtereme hanımlarından Safiyye radıyallâhü anhâ vâlidemiz, onu ziyaret etmişti. Bir saat kadar Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanında kalıp görüştükten sonra geri dönmek üzere ayağa kalkmış, Resûlullah (s.a.v.) da onu hanesine geçirmek üzere onunla beraber kalkmıştı. Ümm-i Seleme’nin (r. anhâ) odasının önündeki mescit kapısına geldiklerinde, onları gören Ensâr’dan iki zât, edep ve hayâlarından selâm verip hızlıca geçmek istediler.
Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem, onlara, “Acele etmeyiniz, durunuz! Yanımdaki hanım, zevcem Safiyye binti Huyey’dir.” buyurdu. Bu iki zât, “Sübhânallâh, yâ Resûlallâh!” dediler. Yani, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) yanındaki hanımın Safiyye (r. anhâ) vâlidemiz olduğunu söylemek mecburiyeti hissetmesi o zâtlara ağır geldi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem, “Şeytan, insan (vücudun)da (deveran eden) kan mesâbesindedir. Ben, sizin (temiz) gönüllerinize, şeytanın (kötü) bir şüphe atmasından haklı olarak korktum.” buyurdular.
Bu hadîs-i şerîften çıkarılan en mühim cihet, sûizanna sebep olacak şeylerden sakınmanın ehemmiyetidir.
Bu hadîs-i şerîften çıkarılan diğer mühim cihetlerden birisi de Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimizin, ümmeti hakkındaki yüksek şefkatleri ve ümmetinden kusur ve isyanların defedilmesi için onları dâima irşâda ihtimam buyurmalarıdır. Mübarek fiilleriyle “Siz de böyle bir hâlde bulunduğunuzda benim yaptığım gibi yaparsınız” buyurmuşlardır.
Bu hadîs-i şerîften öğrendiğimiz edebî bir cihet de “Sübhânallâh” lafzının taaccüb (şaşırma, hayret etme) sırasında söylenmesidir.
MÜSLÜMANLARA BAZI TAVSİYELER
• Zamanının kıymetini bilmeli,
• Konuştuklarına dikkat ederek dilini muhafaza etmeli,
• Kendi kusurlarına bakarak onları ıslah ile meşgul olmalı,
• Âhireti için azık elde etmeye çalışmalı,
• Dünya maişetini helâl yoldan temin etmeye çalışmalı,
• Helâl nimetlerden istifadede aşırıya kaçmamalıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder